Milyarlık Virüs

5 Mayıs 2000… Günün ilk saatleri… Gayet sıradan bir gündü. Bir süre sonra bu sıradanlık bozulacak ve sessizlik yerini büyük bir kargaşaya bırakacaktı. Yepyeni bir bilgisayar yazılımı; saatler içinde tüm dünyayı etkisi altına alacak, adından oldukça söz ettirecekti.

Sadece bir ofis binasında 13 binden fazla bilgisayarı etkiledi ve toplamda 20 milyar doları aşan bir hasar verdi. Tüm dünyaya yayılan virüs, küresel bir kargaşaya sebep oldu. Bu felaketlerin sebebi yeni bir yazılımdı. Bu virüsün adı ise tam bir ironiydi: “I Love You.”

Aslında virüsün kendini gizlemek için kullandığı en büyük stratejiydi bu ironi. Sanki gizli bir aşkınızdan gelen bir aşk mektubuymuş gibi davranıyordu. İnsanların bu merakını ve kullanıp bilgisayarlara sızabiliyordu.

Peki bu virüs nasıl oldu da bu denli büyük bir hasara neden oldu?

            Virüs; Filipinler’de, iki programcı Onel de Guzman ve Reonel Ramones tarafından yaratıldı. Bu ikili, internetten buldukları kötü yazılımların kodlarını alıp kendi yazılımlarına aktardılar. Farklı farklı kaynaklardan alınan kodlarla oluşan bu yazılımın sebebiyet vereceği olaylar, dünya için  çok büyük tehlike arz ediyordu. Geriye yapılacak tek şey kalmıştı: Virüsün yayılmasını sağlamak.

Virüsün başarısı, Visual Basic Scripting (.vbs)’e ve Windows’un yeni, dosya uzantılarını gizleme özelliğine dayanıyordu. Windows’un varsayılan olarak bu özelliğinden dolayı insanlar, açacağı dosyayı bir yazı metni sandılar ancak gönderilen dosya “.vbs” uzantısına sahipti.

İnsanlar, Windows 95’e kadar geri giden tüm sürümlerde dosya uzantılarını görebiliyorlardı. Varsayılan olarak bu uzantılar gizlenmiyordu. Windows 2000 ile gelen özellikte ise bu uzantılar otomatik olarak gizleniyordu. Microsoft bu özelliği kullanıcı rahatlığı için yapsa da sonuç olarak kötü amaçlı yazılım geliştiricileri için kaçınılmaz bir fırsat yarattı. Bu durumdan büyük ölçüde yararlanıldı.

Virüs şu şekilde işliyordu: Anonim bir kaynaktan Microsoft Outlook’a “I Love You” başlıklı bir e-posta geliyor. Bu e-postanın içinde de “Sana yazdığım aşk mektubunu okur musun?” şeklinde bir mesaj yazıyor. Bu konumda virüs e-postaya tutturulmuş şekilde geliyor. İnsanlar, bu virüsü bilgisayarlarına indirdiklerinde eğer Windows’un az önce bahsettiğimiz özelliğinden haberleri yoksa bu dosyayı metin belgesi olarak algılayabiliyorlar. Çünkü dosya (.vbs) uzantılı olmasına rağmen dosyanın ad kısmına “.txt” uzantısı göze çarpacak şekilde konduruluyor. Hal böyleyken hiçbir şüphe duyulmadan dosya açılıyor ve işte… Virüs, bilgisayarı ele geçirmeye başlıyor.

Virüse yakalanan bilgisayarların çoğu Windows 2000 sürümünü kullanıyordu. Tabi farklı sürüm kullanıp yine de dosyanın asıl uzantısını umursamayan kişiler de bu virüse yakalanabiliyorlardı.

Virüs dosyası açıldığında virüs, ilk olarak kendini kopyalamaya başlıyordu. Bazı dosyaların bir daha kurtulamaması için dosyaları bozuyordu. Mp3 gibi ses dosyalarına ise zarar vermek yerine onları gizlemekle yetiniyordu. Büyük şirketler düşünüldüğünde durum pek vahimdi. Birçok dosyasını, anlaşmalarını barındıran şirketler durumdan en kötü şekilde etkileniyordu. En ufak bir dosyanın yok olması bile onlar için çok büyük sorun teşkil edebilirdi.

Durum o kadar vahimdi ki batma konumuna gelen şirketler dahi vardı. O dönemin bazı BT yöneticileri, virüsün önlenebilmesi için altyapılarının bir kısmını kesme kararı bile almıştı. Virüs o kadar etkiliydi ki İngiltere’de parlamento birkaç saat için e-posta trafiğini durdurmuştu. Amerika Savunma Bakanlığı’nın dahi virüsten etkilendiği açıklanmıştı. Tüm dünyayı etkileyen bu virüs, Türkiye’de de bulaşmıştı. Çok sayıda küçük ve orta ölçekli işletmeler, bu virüs yüzünden çalışamaz hale gelmişti. Etkilenen bu şirketler arasında Turkcell de bulunuyor.

Virüse neredeyse tüm bilgisayar kullanıcıları yakalanmıştı ve böylelikle de yaklaşık 21 milyar dolarlık bir hasar oluştu. Virüs ise tüm olanların üzerinde daha da ileri gidiyordu. “WIN-BUGFIX.EXE” adında bir dosya oluşturup bu virüsü silebilecekmişsiniz gibi gösteriyordu. Siz bu dosyayı açtığınızda ve şifrenizi girdiğinizde tüm bu şifreler direkt olarak yazılımı yazan kişiye gidiyordu.

Virüsün bu kadar hızlı yayılmasının sebebi ise bulaştığı bilgisayar kullanıcısının e-postasındaki tüm kişilere aynı şekilde virüs yollamasıydı. Böylelikle de ivmesi katlanarak artıyordu.

Yine de bu kadar karmaşanın arasından virüsün kaynağını saptamak o kadar da zor değildi. Hızlı bir araştırmayla virüsü yazan kişilere ulaşılabildi. Guzman ve Ramones tutuklandılar ve Filipinler Ulusal Araştırma Bürosu tarafından soruşturuldular. Guzman’ın üniversite tezi için şifreleri çalmak üzerine tasarlanmış bir yazılım üzerinde çalıştığı da ortaya çıktı. O zamanlar resmi bir kötü amaçlı yazılımdan koruma yasası olmadığı için tüm suçlamalar düşürüldü ve bu virüsü yazan ikili serbest bırakıldı.

Bu olayların hemen ardından anti-virüs yasaları oluşturuldu. Böylelikle siber suçlara bulaşan kişiler de ceza alabileceklerdi.

Peki virüs tek başına mı +20 milyar dolarlık bir zarara yol açtı? Hayır!

Virüs; başından beri mp3 gibi ses dosyalarını gizlemeye; resim, belgeler gibi dosyaları ise silmeye programlıydı. Fakat virüsün kodlarını, virüsü yapan kişiler gibi değiştirmek mümkündü. Böylece isteyen kişiler, bu kodları değiştirerek “System32” gibi Windows’un en önemli dosyalarını bile silebilirlerdi. Bu sayede hem işletim sistemi çökertilebilir hem de hard diskteki veriler yok edilebilirdi. İnsanlar da bunu bildikleri için bu virüsün kaynak kodlarını açıp yeni özellikler eklediler.  Olanlardan sonra suçlu sayısı artmaya başladı ve her şey kontrolden çıktı. Virüs, yapılan uyarılarla ve sistem güncellemeleriyle ancak durdurulabildi.

-Kutay Demir

 

C# NEDİR?

C# Kısa Tarihçesi

Java dilinin diğer dillerle uyumlu çalışmaması ve Windows ortamlarında tam entegre olamaması başta olmak üzere birçok nedenden ötürü C# dili geliştirilmiştir. C# 1990’ların sonlarına doğru Microsoft tarafından ortaya kondu. .NET platformunun temel dili oldu. Anders Heljsberg ve ekibi tarafından geliştirilen bu dil 2000 yılların başlarında geliştirilmeye başlandı ve 2002 yılında C# 1.0 olarak yayınlandı. İlk sürümünden bu yana daima kendini günümüz teknolojilerine uygun şekilde geliştirmeye devam etmekte.

C# ile Neler Yapılabilir?

C# güncel ve kendini geliştirmeye devam eden bir dil olduğu için neler yapacağınız hayal gücünüz ve işinizle doğru orantılı olarak şekillenmektedir. Hangi platformda neler kodlayabileceğimizi inceleyelim;

-Web Uygulamaları: ASP.NET teknolojisi ile web uygulamaları yapılabilir. HTML, CSS, JS ve diğer kütüphanelerle aynı zamanda API’lar ile de bir kullanılabilir.

-Mobil Uygulamalar: Xamarin, .NET sayesinde İOS, Andorid ve Windows için uygulamalar geliştirmek için kullanılabilir.

-Masaüstü Uygulamaları: Windows Form Aplication yardımıyla masaüstü programlar geliştirmek için kullanılabilir.

-Web Servisleri: Web sayfası servisleri geliştirilebilir. FTP ve XML sayesinde geliştirilen web servis uygulamalarını veri transferiyle web sayfası veya uygulamasına aktarılabilir.

-Oyun Geliştirme: C# birçok oyun platformunu desteklediği için Unity ile oyun programlanabilir.

-DLL (Dinamic Link Library) Yazma: Türkçe karşılığı dinamik kütüphanelerdir. Bu kütüphaneleri oluşturmak için kullanılır.

-Konsol Uygulamaları: C# da CMD ekranı sayesinde bilgisayarımıza tanıtabileceğimiz uygulamalardır.

 

Dünden Bugüne C# Sürümleri

Sürüm Çıkış Zamanı .Net Framework Visual Studio
C# 1.0 Ocak 2002 .NET Framework 1.0 Visual Studio .NET 2002
C# 1.1

C# 1.2

Nisan 2003 .NET Framework 1.1 Visual Studio .NET 2003
C# 2.0 Kasım 2005 .NET Framework 2.0 Visual Studio 2005
C# 3.0 Kasım 2007 .NET Framework 2.0 (Except LINQ)
.NET Framework 3.0 (Except LINQ)
.NET Framework 3.5
Visual Studio 2008
Visual Studio 2010
C# 4.0 April 2010 .NET Framework 4  Visual Studio 2010
C# 5.0 Ağustos 2012 .NET Framework 4.5  Visual Studio 2012
Visual Studio 2013
C# 6.0 Temmuz 2015 .NET Framework 4.6 Visual Studio 2015
C# 7.0 Mart 2017 .NET Framework 4.6.2  Visual Studio 2017
C# 7.1 Ağustos 2017 .NET Framework 4.7  Visual Studio 2017 version 15.3
C# 7.2 Kasım 2017 .NET Framework 4.7.1 Visual Studio 2017 version 15.5
C# 7.3 Mayıs 2017 .NET Framework 4.7.2  Visual Studio 2017 version 15.7
C# 8.0 Eylül 2019 .NET Core 3. X

.NET Standard 2,1

Visual Studio 2019
C# 9.0 Eylül 2020 .NET 5 Visual Studio 2019

Merve BABÜR

Blockchain Teknolojisi

Blockchain Teknolojisi Nedir?

Blokchain Teknolojisi Nedir?

Bu yazımda son zamanlarda popüler olan, bazı kişilere göre de geleceğin teknolojisi olarak adlandırılan blockchain teknolojisinden bahsedeceğim.

Blockchain, bloklardan oluşan ve bilgi içeren dağıtık yapıdaki(merkeziyetsiz), zincirlerden oluşan bir sistemdir. Hash dediğimiz şifreleme algoritmasını kullanan, veri takibini sağlayan dağıtık veri tabanıdır. Bu veri tabanında önceki bloklar değiştirilemez, herkes tarafından rahatça incelenebilir. Bu bloklar ağdaki herkeste bulunacağından merkeziyetsiz olma prensibi de buna dayanır.

Blockchain teknolojisi ilk olarak Bitcoin ile hayatımıza girmiştir. Bitcoin, yapımcısının kim olduğu bilinmeyen sınırlı sayıda arza sahip ilk kripto para birimidir. Bitcoin’den sonra ise günümüzde farklı şifreleme algoritması kullanan yüzlerce kripto para bulunmaktadır. Bu paralar ile hızlı bir şekilde dünyanın diğer tarafındaki birisine hızlı bir şekilde para aktarımı gerçekleştirebilirsiniz.

 

Blockchain Teknolojisi Nasıl Çalışır?

Blockchain teknolojisinde para aktarımı yapıldığından bahsetmiştik. Peki bu aktarımlar nasıl gerçekleşmektedir?

  • Yukardaki görselde de görüleceği üzere ilk önce A kişisi B kişisinin kişisel cüzdan adresine kendi cüzdanından aktarım emrini verir.
  • Ardından bu emir hash algoritması ile şifrelenir ve bir blok hâline getirilir.
  • Daha sonra para aktarımı node(düğüm) denilen madenci adını verdiğimiz bilgisayarlara gönderilir.
  • Bu aktarım tüm ağ tarafından onaylanır.
  • Böylelikle zincire yeni bir blok daha güvenle eklenmiş olur.
  • Tüm bunların sonunda ise para B kişisine ulaşır.

 

Blockchain Teknolojisinin Kullanım Alanları?

Blokchain’de tüm kayıtların tutulduğu bu zincir şeklindeki veri tabanına defter de denilmektedir. Kamu sektörünü ele alırsak tüm mal varlıklarımız, aile bilgilerimiz gibi bilgilerin hepsi bir defterde tutulmaktadır. Peki ya neden blockchain ile de saklanmasın ki? Başka bir örnek vermek gerekirse üretilen ürünlerin hepsi kendi blockchain ağında kayıt altında tutulması ile sahte üretimlerin de önüne geçilmiş olur.

Kısacası kullanım alanı bizim vizyonumuza ve hayal gücümüze kalmıştır dersek yanlış söylemiş olmayız. Sonuçta her geçen gün daha da dijitalleşen bir Dünya’da yaşamaktayız. Neden kullanım alanı sadece kripto paralar ile kısıtlı kalsın ki?

Mustafa Nur KANLI

Dostoyevski’yi Anlamak

DOSTOYEVSKİ’Yİ ANLAMAK…

Bugün sizlerle herkesin ölmeden önce eserlerinin mutlaka okunması gereken ünlü Rus edebiyatı yazarı Dostoyevski hakkında konuşacağız.

DOĞDUĞU YILLARDAKİ SİYASİ VE EKONOMİK SIKINTILAR:

1821 yılında sarhoş bir baba ve hasta bir annenin çocuğu olarak yoksul bir ailede dünyaya gelen Dostoyevski, henüz küçük yaşlardayken bir yandan Çarlık Rusya’da büyük isyanlar gerçekleşiyor, öbür yandan da halk çok büyük sıkıntılar yaşıyordu.

GENÇLİK YILLARI:

Genç adam annesinin ölümünden sonra, Petersburg’daki Mühendislik okuluna girdi. Babasının ölüm haberini de burada aldı. Okulunu bitirdikten sonra Rus ordusunda istihkâm (askeri mühendis) bölüğüne girdi. Bir yıl sonra da istifa etti.

YENİ GOGOL’UN HIZLI YÜKSELİŞİ:

Ordu’dan ayrıldıktan sonra edebiyata yönelip ilk kitabı olan İnsancıklar’ı yazdı. Ve Dostoyevski ismi neredeyse tüm Çarlık Rusya’da duyulmaya başlamıştı. Öyle ki dönemin ünlü şairi Nekrasov insancıklar kitabını okuduktan sonra dostoyevski için:

“YENİ BİR GOGOL YETİŞİYOR !” yorumunda bulunmuştu.

GİTGİDE; EN DİBE !

Yazar, İnsancıklar’dan sonra yazdığı kitapların hiçbirinde tekrardan eski başarısını yakalayamadı. Gitgide umudunu kaybeden yazarımız politikaya yöneldi. 1849 yılında hükümete karşı komplo suçundan idamla yargılandı. 10 ay hapiste kalan Dostoyevski kurşuna dizilmek üzereyken affedildi.

SÜRGÜN HAYATI:

İdam cezası hapis cezasına dönüşen Dostoyevski, Petersburg’dan Sibirya’ya sürüldü. Burada geçirdiği 4 yılın ardından er rütbesinden subaylık rütbesine kadar yükseldi. 1857 yılında evlendi, 2 yıl sonra da özgür bırakılıp Petersburg’a döndü.

SÜRGÜN SONRASI:

Sürgün yıllarında hastalıklar ve zorluklarla boğuşan yazarımız, tekrardan edebiyata döndü. Hatta öyle ki Sürgün hayatının kendisinde bıraktığı değişimi sürgün sonrası kitaplarında da görmekteyiz…

BİR DEVRİN SONU:

Son yıllarında Kumar bağımlılığı ve Sara hastalığı yüzünden gittikçe maddi ve manevi dara düşen büyük yazar, ciğer kanamasından yatağa düştü ve yaşamını yitirdi.

YAŞAMI BOYUNCA YAZDIĞI TÜM ESERLERİ VE OKUMA SIRASI:

Eveet, geldik son bölüme ! Bu yazımızın başlığında da belirttiğim gibi Dostoyevski’yi anlamak, ve onun kitaplarından kendimize en iyi şekilde bir şeyler katmak istiyorsak benim tavsiyem kitaplarını kronolojik sıraya göre okumanızdır, o da şöyle ki;

SÜRGÜN ÖNCESİ ESERLERİ:

1- İnsancıklar (1846)

2- Öteki (1846)

3- Ev Sahibesi (1847)

4- Beyaz Geceler (1848)

5- Netoçka Nezvanova (1849)

SÜRGÜN SONRASI ESERLERİ

6- Amcanın Düşü (1859)

7- Stepançikovo Köyü (1859)

8- Ezilenler (1861)

9- Ölüler Evinden Anılar (1862)

10- Yeraltından Notlar (1864)

11- Suç ve Ceza (1866)

12- Kumarbaz (1867)

13- Budala (1869)

14- Ecinniler (1872)

15- Bir Yazarın Günlüğü (1873)

16- Delikanlı (1875)

17- Karamazov Kardeşler(1881)

-Bora Kaan Aras